Martin Heidegger, Nazizm ve Felsefe

Martin Heidegger Nazizm ve Felsefe

Advertisements

2 responses to “Martin Heidegger, Nazizm ve Felsefe

  1. Yazınız, Marksistlerin, bitip tükenmeyen Heidegger düşmanlığına çok iyi bir örnek oluşturuyor. Felsefi kavramların yetersiz analazi dikkate değer. Fakat, en önemlisi, Heidegger düşüncesinin Marksizm kalıplarına sığmayacağını bize tekrar göstermesidir.
    Marksizmin insan-dünya ilişkisini anlamadaki yeterliliği sorgulandığında, insan denen varlıkla, logos ilişkisini en temelinden düşünen Heidegger felsefesinin radikalliğine de fanatiklikten uzak, sorumluluğu üzerine alma cesaretiyle yaklaşılabilir.
    Marksizmi önemli kılan, şimdiye dair bir umut vermesidir, fakat şimdiyi sorgulamadan.İnsan bunla yetinebilir, fakat felsefe için yeterli değildir.İnsan-olma korunmak zorundadır ve bu da alışılagelmiş düşünme biçimini, metafizik ve son çırpınışı olan dialektiği yıkmaya cesaret etmeyi gerektirir. En önemlisi, buna hazır olmak gerekir. Peki, tarihsel olarak buna hazır olduğumuz bir yerde miyiz? Yazınız bize gösteriyor ki, değiliz. Hala varlık, varlıktan başlanarak açıklanabilir demekte ısrar ediyor aklı başında insanlar. Sorun şu ki, varlık açıklanamaz, ne varlıktan başlanarak ne de varolandan. Açıklamayı kutsayan bir zihniyete elbette bu gayriciddi gelecektir. Peki, neden açıklamayı bu kadar yüceltiyorsunuz?Düşünceye biçtiğiniz rol neden bundan ibaret?

    • Merhaba,
      sizinle önce bir konuda anlaşmamız gerekiyor. Bir filozofun görevi kavramlara açıklık getirmektir. Bunu yaparken dostluk ya da düşmanlık duygusundan değil, doğru mu?, yanlış mı?, gerçek mi?, gerçek değil mi? sorusundan hareket eder. En azından benim ilkem bu. Yazıyı bu çerçevede okumanız gerekir. Heidegger “insanlık yoktur” diyor. Yazıda buna saldırıyorum. Bu yanlış mı sizce? İnsanlık yokmu? Yazıda, Heidegger, 50 milyon insanın hayatına mal olmuş bir savaşın yürütücülüğünü yapmış bir hareketi destekledi. Ama özür dilemedi. O halde düşüncesinden hiçbir zaman için vazgeçmedi, Nazi/faşit olmayı hiç birakmadı tezi savunuluyor. Bunda sizce düşünsel mantıksal bir hata var mı? Ayrıntılı tartışmak üzere.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s